Daha aklımın iyiyiye kötüye çok ermediği zamanlarda annem ve babam ayrıldı hoş ayrılmasalardı da iyi bir çocukluğum olmayacaktı biliyorum. Babamın bana bir kere bile sarıldığını hatırlamam, annemin karşısına alıp nasihat verdiği hiç olmadı. Hep "ne yaparsan yap" ile büyüdüm. Çok güzel değil mi çoğunuz için, karışan yok vur patlasın çat oynasın.. Ama o işler öyle değil işte. Bu yaşıma kadar kendi kendime geldim. Ailesinin sevmediği bir kızı kim sever düşüncesiyle besledim duygularımı. Sizin özgürlük olarak gördüğünüz şey benim tutsaklığım oldu.. Bir gün bir yerde kaza geçirsem ve babamı arasalar "işlerim bitsin geleceğim siz biraz ilgilenir misiniz?" cevabını verir. Önemsenmemek denen şeyi ben 18 yıl boyunca her gün taa içimde hissettim. Kimseyi sevmedim, kimse de beni sevmedi.. Taa ki o'na kadar. O geldi beni önemsenmeyen yerlerimden öptü, içimi ısıttı. İnanmadığım herşeyin varlığını bana kanıtladı.. Annemin vermesi gereken nasihatları verdi babamın yapadığı o sarılmaları yaptı hemde taa İstanbul'dan benden çook uzaklardan. Olamaz demeyin oldu. Günümü gecemi aydınlattı, ilk defa gülmekten gözlerim doldu. Bunlar benim gibi büyümüş bir kız için ne demek bilemezsiniz. Ama Tanrı bu mutluluğu da aldı benden. Benim sandığım o adam evliymiş bir de oğlu varmış.. Bana beklememi söyledi, oğlu biraz büyüyünce karısıyla ayrılacağınız tamamen bana ait olacağını söyledi.. Ona hayır demek lüktü bunu yapamazdım, ona hayır demek ölümdü.. Ama düşünmeden edemiyorum annesi babası ayrı olan bir kız olarak o küçük çocuğu.. Ya benim yaşadıklarımı yaşarsa.. Ben buna izin vermem ki ben onu babasından almak istemem asla böyle art niyetlerim olmadı hatta en az babası kadar da sevebilirim.. Benim dayanamadığım annesi. Üzgünüm ben çook, onu çocuğuyla seve seve paylaşırım gocunmam ama karısına dayanamıyorum karısını her gördükçe gözyaşlarım bıçak gibi geçtiği yeri yaralıyor ve ben 18 yıl boyunca her gün öldüm biraz yaşamak istiyorum ve artık onun yanından başka yaşanacak yerim kalmadı..