Bazı geceler,
sessizlik en ağır yük olur.
Zamanın yutkunduğu anlarda,
hiç duyulmamış sözler,
duvarlara çarpa çarpa kaybolur.
Bir gölge gibi yürürsün içindeki boşlukta,
adımların yankılanmaz,
kimse fark etmez geçtiğini.
Ama bilirsin,
sen oradasın.
Varoluşun,
bir iz gibi sürüklenir rüzgârda.
Kaç kez sustun,
kaç kez içinden konuşup
kimseye anlatamadın?
Gözlerini kapattığında,
zihnin fısıltılarla dolarken,
hangisi sana ait,
hangisi geçmişten kalma bir yankı,
bilemedin.
Ama yine de yürüdün.
Sessizliğin içinde,
kelimelerin boğazında düğümlendiği yerde,
kendini aradın.
Ve belki de,
kendini hiç bulamamaktan korktun.
Oysa bazen,
kaybolmak da bir varoluş biçimidir.
Belki de en gerçek olan,
görünmez olmaktır.