Bir adım atarken,
karanlıkla dans ederim,
her gölge,
içimdeki derin korkuları hatırlatır.
Ama bir adım daha atınca,
bir ışık belirir,
zayıf, belirsiz, ama yine de
umutla yanar.
Bazen,
karanlık bir dost gibi gelir,
gizler beni,
sığınacak bir yer sunar.
Ama ışık,
her zaman varolandır,
yavaşça süzülen bir nefes gibi,
gözlerimden önce kalbime dokunur.
İçimdeki bu çatışma,
ne zaman son bulacak?
Bazen ışığı görmek zordur,
ama karanlık,
gerçekten görmemizi engelleyen
tek şey değildir.
Işığa doğru yürüdükçe,
karanlık yerini terk eder.
Ve belki de,
karanlıkla yüzleşmek,
gerçekten ışığı bulmaktır.
Her gece,
karanlık ruhumu sararken,
bir başka sabah doğar,
ve her sabah,
bir başka ışık yeniden yanar.
Karanlık ve ışık,
belki de birbirini tamamlar.
Ve biz,
bu iki uç arasındaki boşlukta,
kendimizi buluruz.