Zaman,
bir nehir gibi akar,
düşlerimizi sürüklerken,
umutlar birer gölgeye dönüşür.
Her sabah,
biraz daha kayboluruz,
ama yine de,
her gece yeniden doğarız.
Bir zamanlar,
umutlar büyüdü içimizde,
gözlerimizde parlayan yıldızlar gibi.
Ama zaman,
o yıldızları bir bir söndürdü,
ve geriye,
sadece geceyi kaldı.
Ve biz,
her kaybolan umutla,
bir parçamızı daha kaybettik.
Ama kaybolan her şey,
yeni bir şeyin yerini alır mı?
Yoksa zaman,
bizi sadece unutulmuş bir hatıra gibi
yavaşça silip geçer mi?
Bazen,
her kaybolan umut,
yeni bir direncin doğuşudur.
Çünkü zaman ne kadar acımasız olsa da,
bir şekilde,
her karanlık,
kendi ışığını bulur.