Zaman, bir nehir gibi akıp gider,
durmaksızın, düşünmeden.
Her saniye, bir anıyı yitirir,
gölgesinde kaybolan benliğimi.
Bir zamanlar bakarken gözlerine,
her şey en parlak haliyle vardı.
Şimdi, o gözler yalnızca bir yansıma,
ve ben, geçmişin sararmış yaprakları arasında kaybolurum.
Saatin tik takları, birer vuruş gibi
çeker beni geriye, bir adım daha.
Ama ne kadar ilerlersem ilerleyeyim,
yine de kaybolurum,
günle gece arasında bir yerde.
Ve her geçen dakika, bir kapıyı kapatır,
görülemeyen, bilinmeyen bir geleceğe.
Kaybolan zaman, içinde sakladığı
ne çok anı ve umutla,
geriye sadece bir boşluk bırakır.
Bütün o anlar, bütün o zamanlar,
şimdi gözlerimde bulanık bir hatıra.
Bir araya gelmeyen parçalar gibi,
yitip giden zamanı ararım,
ama ne yaparsam yapayım,
geri getiremem.