Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkelerden birinde bir genç kız ile bir genç erkek yaşarmış.
İkisi de birbirini tanımazmış. Fakat bir gün kader onları buluşturmuş.
Öyle ki hiç yanyana gelmeden herkes bu ikisini tanır olmuş.
Genç delikanlı kulun, gelecekten ümidini ve dileğini izin almadan ulu orta söylemesi padişahın hiç hoşuna gitmemiş. Hemen sadrazamlarına haber salınmış ve gencin zindana atılmasına karar verilmiş. Bu sırada genç kız ise sarayında mutlu mesut yaşarken elim bir kaza gerçekleşmiş. Kölelerden biri sultanın saltanat arabasının önünde izin almadan belirivermiş Sonra takdir-i ilahi işte köle mevta oluvermiş. Sultan ise bu mühim olaydan çok etkilenmiş ve başka bir saraya gönderilerek sükut içinde dinlenmesi buyrulmuş.
Çünkü orası ütopik bir saraymış. Temenni ettiğinde dilin koparılır, bir cana kastettiğinde mükâfatlandırılmış..
Bu hikâye de burada bitmiş…!