Bir yerde,
çok uzakta bir yerlerde,
bekleyen bir kalp var.
Zaman,
onu her geçen gün biraz daha sabırsızlaştırıyor,
ama o bekleyiş hiç bitmiyor.
Bir umut,
bir hayal,
bir söz var bekleyen,
ve o söz,
gözlerinin derinliğinden geliyor.
Beklemek,
sadece zamanın geçmesini izlemek değil.
Bir rüya gibi,
içindeki dünya da değişir.
Her geçen saniye,
yavaşça dönerken,
senin içindeki evren de yeniden şekillenir.
Ve belki de,
her şeyin sırrı beklemekten geçer.
Gözlerin,
her anı daha yakın görmek ister,
ama zaman,
bir elin parmakları gibi kayar.
Ve sen,
bir daha bakarken,
o an,
çoktan gitmiştir.
Ama beklemek,
yılmadan,
bıkmadan,
geriye dönüp bakmadan
devam etmek demektir.
Çünkü,
belki de hayat,
her şeyin kaybolduğu o anı
bulma yolculuğudur.
Ve bir gün,
o bekleyişin sonunda,
her şeyin doğru zamanında
bulunduğunu fark edersin.
Beklemek,
aslında en büyük cesaret gerektiren şeydir.
Çünkü bir gün gelir,
o beklenen,
her şeyin anlamı olur.