Zaman,
avuçlarımın arasından kayan
ince bir kum tanesi gibi.
Ne kadar sıkı tutsam da,
her saniye biraz daha eksiliyorum.
Bir sabah uyanıyorum,
çocukluğumdan bir iz kalmamış.
Bir akşam dalıyorum,
gençliğim rüzgâr gibi geçmiş.
Ne zaman büyüdüm?
Ne zaman unuttum gülüşlerimi?
Dün sandığım şey,
meğer yıllar önceymiş.
Yarın dediğim şey,
belki hiç gelmeyecek.
Ve ben hâlâ erteliyorum:
Sevmeyi,
söylemeyi,
affetmeyi,
yaşamayı…
Ama zaman beklemiyor.
Beni de,
seni de,
hiç kimseyi…
Bu yüzden,
bugün ne yapacaksam,
şimdi yapmalıyım.
Çünkü zaman,
ne durur,
ne geri döner.