Zaman,
bir rüzgâr gibi geçip gider.
Ne tutabilirsin onu,
ne de ona yetişebilirsin.
Elimden kayıp giden her an,
bir daha geri dönmez.
Bir sabah uyandığımda,
aynadaki yüzüm bana yabancı gelir.
Zaman, izlerini bırakmış,
gözlerimin kenarına,
ellerimin çizgilerine…
Ama içimde hâlâ
aynı çocuk var.
Bir adım atıyorum,
ardımda bir iz bırakıyorum.
Ama rüzgâr esince,
o izler de kayboluyor.
Ve anlıyorum ki,
hiçbir şey sonsuza kadar kalmıyor.
Ne bir söz,
ne bir dokunuş,
ne de bir anı…
Hepsi, zamanın içinde
bir gölgeye dönüşüyor.
Ve belki de,
zamanı durduramayız.
Ama yaşayabiliriz,
her anı,
sonsuzmuş gibi…